|
|
July 30
Alıntı
...
Bu kaçıncı gece hasretinle yandığım Kaçıncı gece yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla? Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla Bosnalı kadınlar duydu feryadımı. Sen, sen duymadın mı Can?
Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak? Benden uzak o iklimlerin, Benden uzak o şehrin, Kahrolası o kalabalıkların Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana, Benim kadar hasret çekti mi Kahrolası o şehrin semaları, Benim kadar yandı mı? Ne vardı Can? Ne vardı uzak iklimlerde açacak? Ne vardı Kendimizi bu kadar kahredecek? Kara trenler umut olmamalıydı, uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar. Dünya, bir tek nokta olmalıydı can... Bir tek noktada doğmalıydık. Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar, Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim, Sen, hep hasret şiirleri okumamalı. Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda Geceler boyu hergün göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu Boğuyor karanlıklar can... Mesafeler kurşun oldu amansız, Feryadıma şahit oldu yıldızlar Can... Can... Hasretin ağır bir yük omuzlarımda. Ben çekmekten usandım, sen usanmadın mı?
Bildim, bitmeyecek bu hasret! Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz. Hangimiz gelsek diğerinin yanına, Kuruyup, kaybolacağız. Ben, kıraç topraklara döndüm can, Ben, kurumuş dereler gibiyim. Issız mağaralarda kaldı umudum. Belli bu sevda kahredecek bizi, Unut be can...
Unut bu sonu gelmez sevdamızı... bırak yeni güneşler doğsun semalarında bulutlar gizlemesin yıldızlarını yeniden başlasın herşey yeniden doğ bensiz şafaklarda. Unut can, unut senin için yazdığım sevda şiirlerini. De ki; bir rüya idi bitti. De ki; bir hayaldi, solgun aynalarda yansıyan. De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten. Unut beni can, Unut vakit varken... Bırak hasretin bana kalsın. Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm. Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda. Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut! Kahredersem, Milyon kere kahrolayım! July 29
Her Şey Sende Gizli
yerin seni çektiği kadar ağırsın kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma: yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat! işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN... July 28
Alıntı
şiirlerim
DAHA KUR'AN NE DESİN?
Ey İnsan... Yaşıyorken hem de Kur'an çağında, Çırpınıp duruyorsun cehalet batağında, Kalbin katı, gözün kör, başın kibir dağında, Kur'an sana gel diyor bak bendedir adresin, Ey şerefli mahlukat daha Kur'an ne desin?
Özgürce seçmen için iki yoldan birini, Apaçık bildiriyor bütün ayetlerini, Ya Peygamber, ya şeytan... seç diyor rehberini, Öyle seçki sırattan rüzgar gibi geçesin, İlle şeytan diyorsan daha Kuran ne desin?
Ya cennet bahçesidir, ya ateştir o mezar, Mekan var mı dünyada öyle derin öyle dar? Hiç bir şey yakın değil insana ölüm kadar, Diyor ki hesabı var aldığın her nefesin, Mesajlar konuşuyorken daha Kur'an ne desin?
Malın, mülkün, şöhretin, dünyada her şeyin var, Ya dünyadan Rabbine götürecek neyin var? Bana yeter diyorsan şu üç günlük itibar, Bir başka gün vardır ki, çok çetindir bilesin, Bunlar masal diyorsan daha Kur'an ne desin?
Ayet diyor ki; eğer dağa inseydi kur'an! Paramparça olurdu dağ Allah (c.c.) korkusundan, Hangi insan duyup ta ibret almaz ki bundan? Sanki bir dağ yanında ne kadarda cücesin, Haddini bilmen için daha Kur'an ne desin?
O münezzeh ruhundan ruh vermekle insana, Erişilmez bir şeref bahşetti Allah (c.c.) sana, Ne kadar sevildiğini burdan anlasana, Sanki taparcasına kendine kul kölesin, Nefsini put yapana daha Kur'an ne desin?
Bir gün var ki çok yakın, dağların yürüdüğü, Göklerin güneşi önünde sürüdüğü, Kainatı toy dumanın bürüdüğü, Kıyamet senaryosu, oyun değil bilesin, Hala ürpermiyorsan daha Kuran ne desin?
O büyük mahkemede bütün diller susacak, Konuşacak bu defa, göz, kulak, el, bacak, Uzuvlar birer birer haramları kusacak, Açılacak önünde defterleri herkesin, Kendine gelmen için daha Kur'an ne desin?
O gün!.. buyruk verenler, buyruğa baş eğecek, Cehennem öfkesinden köpürüp kükreyecek, Ve.. doydun mu deyince daha yok mu diyecek! Yandıkça o deriler değişecek bilesin, Hala secde yok ise daha Kur'an ne desin?
Gör ki dünya!.. Sırtında nice insan taşıyor, Kimi yaşarken ölmüş, kimi ölmüş yaşıyor, Kimi arş-ı alaya dolu dizgin koşuyor, Diyor ki; İşte cennet! Gayret et ki giresin, Ey!.. Şerefli varlık, daha Kur'an ne desin?
|